
Özellikle yaz aylarında kavurucu sıcakların etkisini artırdığı dönemlerde Şanlıurfa’da herkes gölgelik ve serin alanlar aramaktadır. Bu coğrafyanın tarihsel olarak sıcak bir iklime sahip olması nedeniyle, geçmişten bu yana çeşitli çözümler geliştirilmiştir; evler arasında dar sokaklar planlanmış, avlulara ağaçlar dikilerek gölgelik alanlar oluşturulmuş ve böylece sıcaklığın etkisi bir nebze olsun azaltılmaya çalışılmıştır.
***
Ne yazık ki bugün şehir genelinde betonlaşma oldukça yaygın bir hâl almıştır. Kentleşmeyi elbette benimsedik. Şehrimiz artık yolları, köprülü kavşakları, çok katlı yapıları, yeni caddeleri ve ticaret alanlarıyla büyük bir şehir görünümündedir.
Elbette şehir gelişecek, değişecek ve büyüyecektir. Ancak her zaman şu düşünceyi taşıdım: “Doğru yapılaşma, bütüncül kalkınma ve eşit hizmet anlayışı” ile gelişen bir Şanlıurfa, hem Türkiye’nin hem de dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden biri olabilirdi.
Bu konuları çevremde dile getirmekten zamanla yoruldum. Önemli olan, sahip olduğumuz değerlerin farkına varabilmektir.
***
Müsaadenizle, konuyu çok dağıtmadan bir hususa daha değinmek istiyorum.
Örneğin Karaköprü merkez ilçemiz ile diğer merkez ilçeler arasında belirgin bir gelişmişlik farkı oluşmuştur. Kenar mahalleler ile şehir merkezi arasında da gözle görülür bir ayrışma bulunmaktadır.
Yerel yönetimler, kentsel ve kırsal dönüşüm kapsamında eski ve yıpranmış yapıların kamulaştırılması ve yıkımı yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu uygulamalar kenar mahallelerin farklı noktalarında da devam etmektedir.
Şanlıurfa’nın büyükşehir statüsü kazanmasının ardından, daha önce köy statüsünde olup mahalleye dönüşen yerleşim alanlarına ulaşım sağlamak amacıyla yeni yollar açılmakta, mevcut yollar ise asfaltlanarak yenilenmektedir.
Yerel yönetimlerin kendi imkânlarıyla hizmet üretmeye çalıştığı açıktır. Süreç kolay değildir. Bürokratik engeller, geciken yatırımlar, yargı süreçleri ve kurumlar arası koordinasyon eksikliği gibi birçok zorlukla karşı karşıya kalınmaktadır. Muhtemelen kamuoyunun bilmediği başka sorunlar da bulunmaktadır.
***
Ancak şehir yeniden şekillenirken göz ardı edilmemesi gereken son derece önemli bir konu vardır.
Şehir planlamasında en az %20 oranında yeşil alan ayrılması gerekliliği artık bir tercih değil, zorunluluk olarak değerlendirilmelidir. Bu noktada sorumluluk büyük ölçüde karar vericilere düşmektedir.
Şanlıurfa; kültür, sanat ve turizm açısından önemli bir potansiyele sahip bir şehirdir. Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden ziyaretçi ağırlamaktadır. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki, yoğun betonlaşma içerisinde kalan bir Şanlıurfa, bu potansiyelini tam anlamıyla yansıtamaz.
Tarihi dokusunu koruyan, geniş yeşil alanlara, parklara, bahçelere ve ağaçlık bölgelere sahip bir Şanlıurfa hayal değildir.
***
Yeşil alanlar insan psikolojisi üzerinde olumlu etki oluşturur ve yaşam kalitesini artırır. Yol kenarlarına dikilen ağaçlar dahi sürücülere bir nebze huzur sağlarken, şehir geneline yayılmış yeşil alanlar hem hava kalitesini iyileştirir hem de sıcaklığı azaltır.
Böylece insanlar daha sağlıklı, daha ferah ve daha huzurlu bir çevrede yaşam imkânı bulur.
Umarım Şanlıurfa halkının ortak beklentisi olan “YEŞİL BİR ŞANLIURFA” hedefi en kısa sürede gerçeğe dönüşür.
Sağlıcakla kalın…


Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Umarım yazınızı yöneticiler görür bu yazınızdan ders çıkarırlar.
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Son derece Mükemmel analizler için takdir ettim sizi, Tebrikler…karar verici yöneticilerin fark ettiğiniz eksiklikleri görmeleri ve hayalimizdeki Şanlıurfa ‘nın inşa edilmesi temennisiyle sevgiyle kalın hoşçakalın…
BU ARADA YAZMAYA DEVAM EDİN, OKSİJENSİZ KALMAYALIM,ÇOK SELAMLAR
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Kesinlikle doğru tespit ve analiz yapmışsınız. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.