Atasözüdür: “Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.” denir. Ancak ne var ki günümüzde yalnızlık, birçok insanın ortak sorunu hâline gelmiştir. Yalnızlığın birçok türü vardır. Gurbette insan vuslatı beklerken yalnızdır; sokakta yaşayan biçare insan yalnızdır; yaşlı insanlar kaderine terk edilmiş, yalnızdır; dağda, yaylada çobanlık yapan insan yalnızdır; müzmin bekârlar yalnızdır; entelektüel yalnızlık vardır mesela, kalabalıklar içinde yalnızdır. Bu böyle uzayıp gider…
***
Modern dünyada ise yalnızlık farklı bir boyut kazanmıştır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak dijitalleşen dünyada modern yalnızlık kavramı oluştu. Herkesin eline birer teknolojik cihaz tutuşturulup adına cep telefonu dediler. Önceleri kablodan arındırılmış bir iletişim aracı vazifesi görürken, daha sonraları “akıllı” ibaresi ekleyip onu bir mini bilgisayar hâline dönüştürdüler. Bu mini bilgisayarın içine çeşitli uygulamalar yerleştirdiler ve içini doldurmaya devam ediyorlar. İnsanları gerçek dünyadan alıp, sanal bir âleme angaje edip bağımlı hâle getirdiler. İnsanlar bu cihazı pek sevdi, elinden düşürmez oldu. Bir yerlerde oturup iki lafın belini kıralım diye çay, kahve içmek için sözleşen insanlar bile selamlaşıp hemen cep telefonuna sarılıyorlar. Evlerdeki durum da maalesef dışarıdaki durumdan pek farklı değil. Bilim dünyasında “Kaos Teorisi” olarak bilinen ve halk arasında “Kelebek Etkisi” diye anılan kuram gibi, modern yalnızlık da bu çağda gerçekten bir kelebek etkisi oluşturdu.
***
Yalnızlık asla bir tercih meselesi değildir. Anlık duygu durumları istisnai durumlardır. Örneğin şehrin gürültüsünden, trafik keşmekeşliğinden vb. durumlardan bıkmış birinin biraz daha ıssız bir yere geçmek istemesi elbette huzur vericidir. Ancak yine de kendini anlayan birileriyle aynı yerde bulunması herhangi bir sorun teşkil etmeyecektir. Aslında insanın “Yalnız kalmak istiyorum.” ya da “Ben yalnız kalmayı seviyorum.” bahanesinin arkasındaki gerçek neden, anlaşılma isteği ve anlaşılamamasıdır. Peki insanlar anlaşılmak için yeterli çabayı gösteriyorlar mı? Herkes gücü nispetince kendini anlatmak, anlaşılmak için çaba gösterir. Öyle kolay iş değildir anlaşılmak. Kimi bir virgüle takılır, yanlış anlaşılır; ayrıntılara takılanlar parantez açıp kapatırken anlaşılmaya çalışır; kimi ise bir noktada son bulur ve nihayetinde anlaşılamaz. Anlaşılmak sorunu beraberinde bir sorun daha getirir ki o da karşı tarafın sizi anlama sorunudur. Algılayamama, idrak edememe, ilgi duymama, kapasite yetersizliği, empati kuramama vb. Anlama sorunu da en az anlaşılmak kadar önemli bir konudur. Kişi, anlaşılmak kadar anlamak için de çaba göstermelidir. Beşerî münasebetlerde her iki konu da önem arz etmektedir.
***
Aslında insanların birbirini anlama sorunsalı olmasa yalnızlık “fıtrî/doğuştan gelen bir olgu değildir.” Sadece hâlden anlayan bir veya birden fazla insanın çevresinde bulunması, insana kâfi gelebilir. Ne yazık ki insanlar birbirini her konuda anlayamazlar. Mesela erkek-kadın ilişkilerinde de bu sorun vardır. Erkek ve kadın bireylerde çokça dile getirilen söylemlerden biri de “Beni anlasana, beni anlamıyorsun.” gibi kurulan cümlelerdir. Bunlar bunun en bariz örneklerindendir. Esasen bu yaşadığımız çağda ne bir erkek bir kadını anlayabilir ne de bir kadın bir erkeği tam olarak anlayabilir. Nedeni ise çok açıktır. Çünkü birçok dönüşüm faktörüyle birlikte her iki grup da değişti. Önceleri insanlar birbirleriyle birçok şeyi gayet samimi bir duyguyla, içtenlikle paylaşırlardı. Dinleyen taraf da gerçekten anlamaya çalışır ve ortak paydada buluşurlardı. Ancak bu çağda durum öyle mi? Birbirini anlamayı bir kenara bıraktım, bu çağda insanlar birbirlerini dinlemiyor bile.
***
Kabul edelim ki insanlar artık birbirini ne anlamayı, ne dinlemeyi ne de birbirinin yüzünü görmeyi istiyorlar. İnsanoğlu, ekranlara kilitlenmiş hayatlardan ibaret artık. Velhasıl kimse kimsenin umrunda değil. Yalnızlık vaveylası sessizdir. “İyi de kardeşim, sen de çok karamsar bir tablo çizdin; bu herkes için böyle midir?” diyebilirsiniz. Elbette ki birbirini anlayan insanlar da yok değil. Ancak geçmişle mukayese edince birbirini anlayan ya da anlamaya çalışan insan sayısı gitgide azalmaktadır.
***
Umut her zaman var olmalıdır. Umarım insanlar bu bireyselcilikten bir an önce kurtulur. Yalnızlığın formu değişse de sızısı aynı kalıyor.
Sağlıcakla kalın…



Severek takip ediyorum, çağımızın en büyük sorunları arasında olan konulardan birini çok güzel bir şekilde kaleme almışsınız. Keşke bunu telefondan değilde gazete köşe yazılarında okuyabilseydim bu yazıyı okumak için yanımdaki arkadaşla muhabbeti kestim.
Kaleminize sağlık. Günümüzde giderek artan yalnızlığı farklı yönleriyle ele almanız düşündürücü olmuş. İnsanı kendi hayatını sorgulamaya sevk eden, akıcı ve anlamlı bir yazı. Nice güzel yazılarınızı okumak dileğiyle.”
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Akışı güzel bir yazı olmuş keyifle okudum..
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.