Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet ÖZDEMİR
Mehmet ÖZDEMİR

ENTELEKTÜEL HAFIZA

           

       Bugün bilimsel olarak dünyada kabul görmüş, dünyanın en eski tarihi ve kültürel destinasyonlarının yer aldığı ülkemizin nadide bir şehridir ŞANLIURFA…

      ŞANLIURFA şöyle güzel, böyle iyidir demeyeceğim. Bu durum izahtan varestedir. Kaldı ki bu görevi kültür, turizm tanıtımıyla ilgili yetkili kurum ve kuruluşlar yeterince yapmaktadır. İlgili tanıtımları yetersiz görenler de zaten her Şanlıurfalı bireyin aynı zamanda doğal bir kültür ve turizm elçisi olduğunu unutmamalıdır.

Ancak takdir edersiniz ki Şanlıurfa’yı bugünlere taşımak adına emeği ve katkısı fazlaca olanları, toplumun bir kesimi tarafından “Urfa Sevdalısı” olarak bilinen insanların da yine toplumun her kesimi tarafından bilinmesi kanaatimce önemlidir. Gerçi onlar mütevazı kişilikleri ile övgüyle bahsedilmelerinden pek hoşlanmazlar.

                    ***

      Şehirlerin tarihi hafızası, mimari hafızasının yanında bir de “Entelektüel Hafızası” vardır. Entelektüel hafıza tanım olarak; kişinin okuduğu, öğrendiği ve deneyimlediği akademik, bilimsel veya kültürel bilgileri zihninde kalıcı ve anlamlı bir ağ şeklinde tutma kapasitesidir. Bilgiyi sadece ezberlemek yerine, kavramlar arasında bağlantı kurarak, analiz ederek ve sentezleyerek uzun vadede kullanabilme becerisini ifade eder.

      İşte bu insanlar, genel entelektüel birikimlerinin yanı sıra yaşadıkları şehri her yönüyle, etraflıca bilmektedirler. Aynı zamanda şehre dair bilinmeyenleri keşfedip, elde edilen bulguları ilgili platformlarda gündeme getirip her alanda şehrin yararını gözetirler. Geniş müktesebatlarının yanında şehrin geçmişinde yer alan tarihi, kültürel ve sosyal durumları düşünsel ve yazınsal bir derleme yaparak bizlerin istifadesine sunarlar.

                    ***

       Yıl 1996… O zamanlar ortaokul son sınıf öğrencisiyim. Yolum Vilayet İşhanı’na düştü. Eski Vilayet, Adliye, Tapu ve Kadastro Müdürlükleri, İcra Müdürlükleri, Mal Müdürlükleri vs. kamu binaları yan yana hizmet vermekteydi. Bahsettiğim Vilayet İşhanı eski Valiliğin hemen yanında yer almaktaydı. İşhanında katları dolaşırken Av. Müslüm AKALIN ile karşılaştım. Müslüm Abi elinde kahverengi deri bir evrak çantası ile bürosundan çıkıyordu. Ayaküstü kapı önünde karşılaşınca Müslüm Abi;

+ Merhaba.

– Merhaba Abi, iş arıyorum da…

+ Adın ne senin?

– Mehmet efendim.

+ Mehmet, okula gidiyor musun?

– Evet Abi.

Gel içeri konuşalım, deyince birlikte bekleme salonundan (sekreterya) ofisine geçtik. Masanın üstünde duran telefonun ahizesini kaldırdı ve…

Mehmet’e bir oralet, bana da bir açık çay söyler misiniz?

 bir müddet muhabbet ettikten sonra…

O zaman yarın okuldan sonra gel, yeni işine başla, dedi. Ertesi gün büyük bir heyecanla büroya geldim ve yanında işe başladım.

İşte Sayın Müslüm AKALIN ile karşılaşmamız ve tanışmamız bu minvalde gerçekleşmişti.

                    ***

    O dönemlerde kenar mahallelerde, gecekondu evlerinde derin yoksullukla mücadele eden ailelerin erkek çocukları, bir nebze maddi katkı olsun diye çok daha ağır ve yorucu işlerde çalışırdı. O işleri de yapmadım değil. Ancak ben onlardan biraz daha şanslıydım galiba. Normlar, normaller, anormaller konjonktürel süreçlerde değişkenlik gösterebilir. Örneğin günümüzde anormalleşen bir durum, geçmiş dönemin koşullarında normal sayılabilirdi. Yani geçmiş tarihsel, kültürel süreçler, örf ve âdetler ait olduğu dönemler içinde değerlendirilmelidir. Hasılı; şimdilerde pek tasvip edilmeyen “Çocuk çalışır mı?” sorusuna cevaben; anne ve babaların çocuklarını hayata karşı direnç kazanması, ilerideki yaşamına sirayet edecek bilgi, birikim ve tecrübe kazanması, bir meslek sahibi olması adına güvenilir yerlerde ya da kendi yanlarında çalıştırması doğal karşılanabilir. Benim hayatımda keşke yapmasaydım dediklerim, iyi ki yapmışım dediklerimden bir hayli fazladır. İnsan o günlerden bugünü göremez ancak bu günden o günleri tasavvur edince, iyi ki yapmışım dediklerim arasında yer alan bir durumdur. Kısır döngü tartışmalara mahal vermemek adına bu konuyu fazla uzatmayacağım.

                    ***

    Belki bugüne kadar Av. Müslüm AKALIN ile ilgili birçok mecrada tanıtıcı bilgi almışsınızdır. Ancak daha çocuk yaşlarda onun bürosunda çalışmış, onu yakinen tanımış biri olarak kendi zaviyemden bakarak onu sizlere benim kifayetsiz kelimelerimle anlatmaya çalışacağım. Umarım bu konuda beni bağışlar. Malumunuz Sayın Müslüm AKALIN‘ın avukatlık kimliğinin dışında bir de araştırmacı yazarlık, araştırmacı gazetecilik kimliği vardır. Son derece güçlü bir kalemi olup, özellikle Urfa’nın yakın tarihine ışık tutacak ve “Millî Mücadele” dönemine ait birçok eseri bulunmaktadır. Kendi aktarımına istinaden, Binbaşı Ali Rıza Bey’in “Urfa Mücahedesi” isimli eski yazılı bir eserinin bir rastlantı neticesinde eline ulaşmasıyla başlayan ve merakı mucibince eski yazıdan yeni yazıya çevirmesiyle devam eden, akabinde konuyla ilgili geniş araştırmalar yapmıştır. Yapmış olduğu araştırmalar sonucunda mütarekeye esas dayanak teşkil etmeyecek bir gerekçeyle Urfa işgalinin söz konusu olduğu tespitinde bulunmuş, “Urfa Millî Mücadelesi” ile ilgili birçok eser kaleme alıp bizlere kazandırmıştır.

                     ***

Sayın AKALIN‘ın (Ağabeyim) bir Urfa sevdalısı olduğu aşikârdır. O da benim gibi taa ortaokul talebesi iken o yıllarda sahaflık yapan Sayın A. Naci İPEK‘in (Allah rahmet eylesin.) yanında çırak olarak okul çıkışı, yaz tatillerinde çalışmaya başlamıştır. Usta-çırak ilişkisi içinde, büyük bir saygınlıkla uzun yıllar sürecek teşrik-i mesai de bulunmuşlar, ortak çalışmalara imza atmışlardır. Rahmetli Naci Amca da büroda çalıştığım süre içinde Müslüm Abi’yi ara ara ziyaret ederdi. Ancak her seferinde gayet nazik bir üslupla, “Müslüm Bey müsaitler mi?” diye sorar, içeri odadan sesini duyan Müslüm Abi ustasını her seferinde kapıda karşılar ve gayet nazik bir şekilde içeriye buyur ederdi.

                    ***

     Sayın AKALIN‘ın aktif avukatlık yapması, dostlarını ihmal etmesine engel değildi. Çok muntazam bir plan dâhilinde günlük işlerini halleder, dostlarına vakit ayırırdı. Gelen gideni çok olmasına rağmen bürosunu ziyaret edenleri çok nazikçe karşılar, herkese gereken ihtimamı gösterirdi. Bana pek iş çıkmazdı. Çaylar, kahveler ara katlarda bulunan diafonlardan söylenirdi. Arada bir fotokopi çekmeye gittiysem ne âlâ, o kadar. Hâliyle o yaşlardaki bir çocuk için uzun uzadıya oturmak birazcık sıkıcı gelebiliyordu. Bazen caddeye bakan pencereden dışarıyı izlerdim. Bazen hemen yan tarafımızda bürosu bulunan, o dönemler Avukatlar Barosu Başkanlığını yürüten Av. A. Lami AÇANAL‘ın (Allah rahmet eylesin.) yanına gider, sohbet ederdik. Lami Amca eski bir ağır ceza reisiydi. Eski bir hâkim olup Türkiye’nin birçok yerinde hakimlik yapmıştı. O dönemler serbest avukatlık yapmaktaydı. Yanına oturur, sohbet ederdik. Lami Amca’yı çocukça sorularımla her seferinde güldürürdüm. Bazen de büroda yer alan sehpanın üzerindeki çeşitli dergileri okur, kitaplıktan kalın ciltli bir kitap alır (CMUK), kendimce vakit geçirmeye çalışırdım. Günün birinde Naci Amca (A. Naci İPEK) beni elimde böyle bir kitapla görünce ertesi gün bana birkaç hikâye kitabı getirmişti. Naci Amca benim yaşıma uygun kitapları okumam gerektiğini aktardı. İtiraf etmeliyim, şimdilerde bir kitap kurdu olamasam da okuma alışkanlığımı o güzide şahsiyetler sayesinde kazanmışımdır.

                     ***

      Sayın AKALIN‘ın insani ilişkilerinden birazcık bahsetmek istiyorum. Küçüklere karşı çok şefkatli ve babacan bir tavır içinde değer verir, büyüklere karşı çok hürmetkâr ve saygılıdır. Urfa halkı onu sosyal demokrat biri olarak tanımış olsa da aslında o, her fikirden insanla memleketin yararına olacaksa oturur, konuşur, fikir teatisi içinde bulunabilir. Hoşgörülüdür, kimseyi sözleriyle incitmez.

                     ***

      Geçmişi çok eskilere dayanan bu kadim şehir aynı zamanda son yıllarda modern bir şehir olma vizyonunu benimsemiştir. Ancak modernizm eskiyi yıkmak değil, tadil ederek, koruyarak geliştirmektir. Bugünün bayındır Kıta Avrupası’nda birçok eski örnek yapı varlığını korumaktadır. Başlarken bahsetmiştim; şehirlerin tarihi, mimari hafızaları vardır ama aynı zamanda “Entelektüel Hafıza”ları da vardır. İşte mühim olan şehrin dokusuna uygun düşünen, yazan, araştıran vs. fikir adamlarını tanımak, bilmek ve değer vermek gerekir. Bazı insanlar hep üretir. Sayın Müslüm AKALIN bu şehir için hep üretmiştir ve aslında çok şey yapmıştır. Bu şehrin “Entelektüel Hafıza”sıdır.

Sağlıcakla kalın…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER